Bu haftaki bültene, kimsenin arkadaşı olmak istemeyeceği, iç şişiren ama hâlâ çok şey öğreten Sevgili Kafka’yı anarak girelim istedik.
Kıdemli Müdür Candaş Yalçın, bir sabah bunaltıcı düşlerinden, alarmını 06:45’e kurduğu telefonun sesiyle uyandığında, telefon ekranında gördüğü 72 LinkedIn bildirimi ile dev bir LinkedIn fenomenine dönüşmüş halde buldu kendini.
Uyku mahmurluğuyla yadırgadığı bu durum, kurumsal hayatında sessiz ama geri dönülmez bir dönüm noktasıydı. “İyi ki ChatGPT Plus’ı almışım.” dedi içinden.
Onun sayesinde yazdığı “Bir gün elbet kovulacaksın” başlıklı içerik, o kadar çok like ve yorum almıştı ki, post artık sadece “değerli bağlantılar” için değil, #OpenToWork badge’lilerin iç döktüğü, dertleştiği, yer yer ağladığı bir terapi alanına dönüşmüştü.
Bu fırsat kaçırılır mıydı? Candaş, ofise giderken yolda profilini güncelleyecekti.
Çünkü artık sıradan bir beyaz yaka değildi. Dönüşmüştü.
O artık bir evangelist, bir fütürist, bir mentor, bir danışman (bunun İngilizcesine bakacaktı) ve tabii ki bir AI Enthusiast’tı.
Bugün ofise girdiğinde, farklı biri olduğunu hissediyordu. LinkedIn’e sadece iş değiştirince ya da terfi alınca girenleri hiçbir zaman anlamayacaktı. Neyse ki yıllık performans değerlendirme dönemi yaklaşıyordu. “İstemeseler de girecekler.” dedi içinden.
Belki de bir sonraki içerik için güzel malzeme çıkar diye düşündü haftalık toplantıya girerken.
Tehlike Aslında Hep Oradaydı Göremedik.
Önce 5 + 2 – 3 = ? bilmeceleriyle başladılar.
Facebook’tan sızma profil fotoğraflarıyla Kendi İşinin Patronları, Kendi İş Yerinde CEO unvan sahipleri pandemik bir etkiyle çoğaldılar. Şimdi LinkedIn’in her köşesindeler.
Başka platformlardan bulunan alakasız belgesel videolarını performansla ilişkilendirenler, 90’ların bulvar gazetelerini aratmayan başlıklarla dikkat çekmeye çalışanlar (evet, bunu bazen biz de yapıyoruz), popüler olan her konuya bir unvan ekleyip profilini güncelleyenler…
Bir anda platformu ele geçirdiler.

Peki LinkedIn Böyle Bir Yer Olmak Zorunda Mıydı?
Aslında hayır.
LinkedIn; aynı sektörde, aynı sorunlarla boğuşan, aynı gerçekler arasında sıkışmış insanların birbirlerinin bilgi birikimiyle beslendiği bir yer olabilirdi. Zor zamanlarda destek bulunabilecek, sektörel haberlerin en hızlı ve en doğru şekilde akacağı, “bunu biri daha yaşamış mı?” sorusunun cevap bulabileceği bir alan.
Bir tür mesleki dayanışma alanı.
Ama başka bir yere dönüştü. Bugün LinkedIn’de çoğu kariyer atağı geçiren, tam olarak ne iş yaptığı anlaşılmayan ama sürekli bir şeye dönüşen insanlar.
İçerik üretmek için içerik üreten, ünvanlarını trendlerle güncelleyen, işten çok kendini pazarlayan bir kalabalık.
Bu yüzden platform, bilgi paylaşımından çok gürültü üreten bir vitrine döndü.
. ݁ ⟡ ݁ LINKEDIN FENOMEN FİHRİSTİ . ݁₊ ⊹ . ݁
LINKEDIN’DE FENOMEN OLMAK İÇİN
MUST HAVE KALIPLAR BITE’TAN HEDİYE
İşten çıkarıldın: “Bu yolculuk için çok minnettarım”
İş arıyorsun: “Değerli Bağlantılarım”
Şirket durduk yere plaket verdi (hepinize): “Kariyerim için bir milestone…”
Kimse beğenmezse diye korkuyorsan: “Yorumlarda buluşalım.”